Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan

ASBÜ Rektörü

TYB Şeref Başkanı

TÜRKSOY Yazarlar Birliği Başkan V.

Pursaklar Kent Konseyi Başkanı

Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan

ASBÜ Rektörü

TYB Şeref Başkanı

TÜRKSOY Yazarlar Birliği Başkan V.

Pursaklar Kent Konseyi Başkanı

Blog Post

ULUSLARARASI AİLE VE MEDYA SEMPOZYUMU

20 Mayıs 2025 Haberler
ULUSLARARASI AİLE VE MEDYA SEMPOZYUMU

“Aile ve Medya: Dijital Çağda Küresel Perspektifler”

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi ve Eğitim-Bir-Sen iş birliğiyle düzenlenen “Aile ve Medya: Dijital Çağda Küresel Perspektifler Uluslararası Aile Sempozyumu”nun açılışı, 15 Mayıs 2025 tarihinde Memur-Sen Genel Merkezi’nde gerçekleştirildi. Sempozyumun açılış törenine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın ve ASBÜ İslami Araştırmalar Enstitüsü Kadın ve Aile Çalışmaları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ayten Erol katıldı.

Sempozyumda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, siyaset, akademi, sivil toplum kuruluşları, medya dünyası ve farklı disiplinlerden uzmanlar ile sendika üyeleri bir araya geldi. Dijital çağın aile yapıları üzerindeki etkilerinin küresel ölçekte ele alındığı sempozyumda, dijital medyanın aile yapısına yıpratıcı etkileri, mahremiyetin nasıl zedelendiği ve toplumsal değerlerin nasıl aşındığı gibi konular masaya yatırıldı.

Bakan Göktaş: “Medya Toplum Belleğini Okullardan Daha Hızlı Oluşturuyor”

Açılış konuşmasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, medyanın toplum belleğini okullardan daha hızlı oluşturduğunu ve dönüştürdüğünü belirtti. Medyanın çok güçlü bir araç olduğuna işaret eden Göktaş, ekranların ayna gibi olduğunu, orada ne gösterilirse toplumda yankı bulduğunu söyledi. “Ekranlarda aileye saygı varsa çocuklar da o dili öğrenir. Eğer dizilerde sevgi varsa gençler o sevgiyi arar. Ama şiddet varsa, yalnızlık varsa o da bulaşıcı olur. Bu nedenle aile hayatımızda da yeni sınamalarla karşı karşıya kalıyoruz.” dedi.

Göktaş, internet, sosyal medya ve dijital oyunlar nedeniyle aile içi iletişimin gittikçe zayıfladığını, annelik ve babalığın itibarsızlaştırıldığını ifade etti. Dijital medya mecralarıyla küresel ölçekte cinsiyetsizleştirme gibi marjinal ideolojiler ve zararlı akımların topluma dayatıldığını belirterek, “Aile kurmayı gereksiz gören bu tür söylemler, toplumsal bağlarımızı zedeliyor. Televizyon ve internet yoluyla yayılan şiddet içerikleriyle mahremiyet ihlalleri ailelerde endişelere neden oluyor. Uzmanlar, kontrolsüz dijital bağımlılığın çocuklarda yalnızlık, depresyon ve davranış sorunlarını artırdığını vurguluyor. Bu yüzden medyayı sadece bir sektör olarak göremeyiz. Reyting kaygısıyla yapılan haberleri, programları, dizileri, izleme ve tıklama uğruna hazırlanan içerikleri görmemezlikten gelemeyiz.” ifadelerini kullandı.

Bakan Göktaş, medyanın bir kültür taşıyıcısı olduğunu ve bu taşıyıcının ailenin korunması yönünde bir araca dönüşmesini istediklerini belirtti. Çarpıtılmış hayatlar yerine aileyi ayakta tutan hikayeler görmek istediklerini dile getiren Göktaş, teknolojinin sunduğu imkanların doğru kullanıldığında ailelere güç katabileceğini vurguladı. Bakanlık olarak özellikle medyanın aileyi güçlendiren, değerleri koruyan ve toplumsal bütünlüğü destekleyen bir dille şekillenmesi için çalışmalar yürüttüklerini aktardı. “Eğitim, farkındalık çalışmaları ve medya okuryazarlığı gibi kurduğumuz işbirlikleriyle aile odaklı, sorumlu ve bilinçli bir medyanın olması, doğru örneklerin çoğalması için gayret gösteriyoruz. Geçtiğimiz yıl bugün, yani 15 Mayıs Uluslararası Aile Günü’nde açıkladığımız Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planımız bu konuda en güçlü yol haritamızdır. Bu kapsamda aileyi, dinamik ve genç nüfus yapımızı korumak için kurumsal yapımızı güçlendirdik.” dedi.

Yapımcılar, medya ve dijital platform temsilcileriyle sık sık bir araya gelerek içeriklerin toplum üzerindeki etkilerini ele aldıklarını vurgulayan Göktaş, RTÜK ile işbirliği içinde yürüttükleri çalışmalarla aile dostu yayıncılığı teşvik ettiklerini dile getirdi. Medya profesyonellerine yönelik eğitimlerle aile odaklı içerik üretimini desteklediklerini, çocuklar ve ebeveynler için eğitim programları düzenlediklerini ve uygulamalar hazırladıklarını aktardı. “İlk Öğretmenim Ailem Mobil Uygulaması”nın bu çalışmalardan biri olduğunu söyleyen Göktaş, uygulamayla anne ve babalara, çocuklarını ilk kez kucaklarına aldıkları andan itibaren destek olduklarını kaydetti. Aile Eğitim Programı ile aile içi iletişimi güçlendirdiklerini, sağlıklı ve bilinçli bir aile yapısını desteklediklerini belirten Göktaş, “Aile, geçmişten geleceğe uzanan köprümüzdür ve bu köprüyü güçlendirmek hepimizin sorumluluğudur. Ailelerimizin geleceğini inşa etmeye, onları her türlü riskten muhafaza ederek güçlü temeller üzerinde yarınlara taşımaya kararlıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ailemiz istikbalimiz” cümlesini somut bir yol haritasına dönüştürmek gerektiğine dikkati çeken Bakan Göktaş, 2025 yılını “Aile Yılı” olarak ilan ettiklerini anımsattı. Aile Yılı kapsamında ailelere ekonomik fayda oluşturmanın yanı sıra farkındalık oluşturacak faaliyetleri hayata geçirdiklerini hatırlatan Göktaş, “Sadece ülkemizde değil uluslararası düzeyde de aileyi güçlendirme politikalarının ve iyi uygulamaların paylaşılmasına öncülük etme fırsatı yakaladık. Önümüzdeki hafta gerçekleştireceğimiz Uluslararası Aile Forumu önemli bir toplantı olacak. Farklı ülkelerden bakanları, politika yapıcıları, uzmanları ve akademisyenleri bir araya getirerek aileyi koruma ve güçlendirme alanında küresel bir iş birliği zemini oluşturacağız. Forum kapsamında gerçekleştireceğimiz panellerden biri de tam olarak ‘Kurgu ile Gerçek Arasında: Kültür, Sanat ve Medyada Aile’. Bu panelde medya ve sanat yoluyla aile temsillerini, kültürel değerlerin aktarımını ve kurgunun gerçek hayat üzerindeki etkilerini tartışacağız. İki gün sürecek forum boyunca ortak sorunlara ortak çözümler arayacağız ve geliştireceğiz. Bu alandaki bilgi birikimimiz ve tecrübemizle etkin bir aile diplomasisini yürütmeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan: “Medya Okuryazarlığını Ahlak Temelli Bir İçeriğe Kavuşturmalıyız”

ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, açılış konuşmasında aile ve medya üzerine değerlendirmelerde bulundu. Arıcan, tehdit altında olduğu artık ortak bir kabul olan aileyi korumak için; medya okuryazarlığını ahlak temelli bir içeriğe kavuşturarak artırabileceklerini, sosyal medya yerine yüz yüze iletişimin teşvik edilerek aile içi pratiklerin geliştirilebileceğini ve ailenin bekasının insanlığın bekası olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Arıcan, dijitalleşmenin aile yapısı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, günümüz bilgi toplumunda dijital teknolojilerin hayatın her alanına nüfuz ettiğini ve bu dönüşümün aile kurumunu çok boyutlu bir biçimde etkilediğini belirtti. “Dijitalleşme, aile yapısını dönüştürüyor. Üniversiteler olarak etik ve bilinçli bir dijital kültürün gelişimine öncülük etmeliyiz.” dedi. Sosyal medya, dijital oyunlar, erken yaşta ekranla tanışma, ebeveynlik tarzlarındaki dönüşüm ve mahremiyet algısının yeniden tanımlanması gibi unsurların aile içi ilişkileri doğrudan etkilediğini dile getirdi. Medyanın hem bir fırsat hem de risk alanı sunduğunu, iletişimi kolaylaştıran dijital araçların aynı zamanda bağımlılık, yabancılaşma ve değer erozyonu gibi sorunlara da zemin hazırlayabildiğini belirtti. Özellikle çocuklar ve gençler üzerinde oluşan etkilerin çok boyutlu bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı.

Farklı kültürlerin dijitalleşmeye verdikleri tepkiler, medya okuryazarlığı düzeyleri, ebeveyn-çocuk etkileşim modelleri ve devlet politikalarının çeşitlilik gösterdiğine dikkat çekilerek, bu durumun disiplinler arası ve kültürler arası araştırmaların önemini artırdığı ifade edildi. Sempozyuma katılan bilim insanlarının katkılarıyla dijital çağın getirdiği dönüşümlerin derinlemesine analiz edilebileceği kaydedildi. Prof. Dr. Arıcan, üniversitelerin yalnızca bilgi üreten değil, aynı zamanda topluma yön veren kurumlar olduğunu vurguladı. Akademik dünyanın etik, bilinçli ve sorgulayıcı bir dijital kültürün gelişimine öncülük etmesi gerektiğini ifade ederek, sempozyumun bu sorumluluğun bir parçası olarak önemli çıktılar sunacağına inandığını belirtti. Katılımcılara teşekkür ederek, sempozyumun verimli geçmesi temennisinde bulundu. Ayrıca, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’a hediye takdim etti.

Doç. Dr. Ayten Erol: Dijital Medya, Sosyal Medya Bağımlılığı ve Gençlerin Medya Kullanımı

ASBÜ İslami Araştırmalar Enstitüsü Kadın ve Aile Çalışmaları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ayten Erol, aile ve medya ilişkisine dair önemli mesajlar paylaştı. “Üniversite olarak aileye yönelik özgün araştırmalar ve çalışmalar yürütülmektedir.” diyen Erol, 28 Şubat’ta “Son Kale Aile: Sorunlar ve Çözüm Önerileri Çalıştayı”nın gerçekleştirildiğini hatırlattı. Dijital çağda aile yapıları ile medya arasındaki etkileşimin küresel perspektiften incelendiğini belirten Erol, akademik ve pratik çözüm önerilerinin geliştirilmesine katkı sağlandığını vurguladı.

Sempozyumda dijital medya, sosyal medya bağımlılığı ve gençlerin medya kullanımı gibi güncel konuların ele alındığını aktaran Erol, “Aile ve medya konusundaki multidisipliner yaklaşımlar kapsamında, gençlerin medya kullanımı ve sosyal medya bağımlılığı gibi sorunların tartışıldığı önemli bir platform oluşturulmuştur.” değerlendirmesinde bulundu. Bu tür etkinliklerin aile kurumunun güçlendirilmesi ve dijital dünyanın getirdiği zorluklara karşı bilinç oluşturulması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Musa Kazım Arıcan ve Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın’a teşekkürlerini iletti.

Ali Yalçın: “İnsanın Bozulmaması İçin Aile Yuvasının Sıhhatini Dert Etmek Zorundayız”

Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Türkiye’nin en büyük emek örgütü olarak 2025 Aile Yılı’nda katılımcıları ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Memur-Sen olarak sadece emek ve ekmek için değil, ülkenin tüm sorunlarını dert edinip tüm değerlerini ilke bildiklerini vurguladı. “Bu bilinçle, her seferimizi değerlerle yürütüyor, her zaferimizi de değerlerimizle taçlandırmayı şeref biliyoruz.” dedi.

Dijital çağın insani değerlerin üzerine bir tsunami gibi geldiği bu dönemde, “aileyi geleceğimiz” olarak gören ve bu ortak derdi paylaşan tüm katılımcılara teşekkür eden Yalçın, yazar Tanpınar’ın “Cahilsen okur, öğrenirsin; geriysen ilerlersin; paran yoksa kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, işte bunun çaresi yoktur” sözlerine atıf yaptı. İnsanın toplumun bir ferdi, ailenin bir ürünü olduğunu belirten Yalçın, insanın bozulmaması için aile yuvasının sıhhatini dert etmek zorunda olduklarını söyledi.

“Aile korunsun derken, içinden kadın feryadı, çocuk çığlığı duyulan çarpık bir aile yapısını korumaktan bahsetmiyoruz. Biz aile korunsun derken, içinde herkesin karnının doyduğu, bağımlılıkların kapısının eşiğinden girmediği, kadına şiddetin, çocuğa istismarın olmadığı aile yapısından bahsediyoruz.” diyen Yalçın, zamanın ve hayatın hızla değiştiğine dikkati çekti. Bu değişimin aile kurumunu da etkilediğini belirten Yalçın, “Bu değişime kör değiliz, sağır değiliz; ama gelin görün ki ailede sadakat, mahremiyet, ülfet ve merhamet gibi temel değerler değişirse, değişimin ibresi gelişme değil çürüme olur ki maalesef bu konuda da ibre hayra alamet değil. Oysa aile bozulursa insan bozulur, aile bozulursa toplum bozulur, aile bozulursa insanlık yok olur. Hal böyleyken bu konuyu ne ertelemek ne de görmezden gelmek gibi bir lüksümüz yok.” ifadelerini kullandı.

Ailenin korunmasının ancak sağlam bir hukuk zemini, güçlü sosyal destek sistemleri, iş-aile hayatı uyumu, eğitim ve bilinçle mümkün olabileceğini vurgulayan Yalçın, hangi ailenin korunması gerektiğine de dikkat çekti. “Biz aile korunsun derken, içinden kadın feryadı, çocuk çığlığı duyulan çarpık bir aile yapısını korumaktan bahsetmiyoruz. Biz aile korunsun derken içinde herkesin karnının doyduğu, bağımlılıkların kapısının eşiğinden girmediği, kadına şiddetin, çocuğa istismarın olmadığı aile yapısından bahsediyoruz.” dedi.

Sıdıka Aydın: “Müstehcen İçerikler ve Siber Güvenlik Tehditleri İçeren Dijital Platformlar Sıkı Biçimde Regüle Edilmeli”

Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın, ailenin sadece bireyin huzurunu değil, milletin birliğini, geleceğini ve medeniyetini ayakta tutan kök olduğuna işaret etti. “Bizler bu köklerin sağlam kalmasını, derinleşmesini, çocuklarımızın, gençlerimizin sağlıklı bireyler olarak yetişmesini görevimiz ve vicdani sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Ancak içinde yaşadığımız çağda bu kökler hiç olmadığı kadar farklı tehditlerle karşı karşıya. Dijitalleşen dünyada mesafeler kısalırken ne yazık ki kalpler arasındaki mesafe büyüyor. Artık çocuklarımızla bedenen aynı evdeyiz ama ekranlar eliyle farklı dünyalarda yaşıyoruz. Sevgimizi, öfkemizi, üzüntümüzü bile dijital mecraların yönlendirdiği tepkilerle ifade etmeye başlıyoruz.” dedi.

Türkiye’de bireylerin yüzde 85’inin internet kullandığını, her 10 kişiden 9’unun her gün en az bir sosyal medya platformuna girdiğini, çocukların daha konuşmayı öğrenmeden ekranların müdavimi olduğunu aktaran Aydın, Sağlık Bakanlığı verilerine göre 3 yaş altı çocukların yüzde 42’sinin her gün dijital ekrana maruz kaldığını belirtti.

Prof. Dr. Rafaat Muhammed Raşid Al-Mikati: Çağdaş Medyada ‘Aile’ Kavramını Çarpıtmak

Sempozyumun açılışında Lübnan Trablus Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rafaat Muhammed Raşid Al-Mikati, “Entellektüel Gündemin Öne Çıkanları: Çağdaş Medyada ‘Aile’ Kavramını Çarpıtmak” başlıklı konferans verdi. Prof. Dr. Al-Mikati, çağdaş medyanın aile kavramını nasıl çarpıttığına dikkat çekerek, bu durumun toplumsal değerler ve aile yapısı üzerindeki olumsuz etkilerini vurguladı. Medyanın, aileyi sadece geleneksel kalıplar içinde değil, bazen de manipülatif ve yanıltıcı biçimlerde sunarak, toplumun aileye bakış açısını değiştirmeye çalıştığını ifade etti. Bu çarpıtmanın, özellikle genç kuşaklar arasında aile bağlarının zayıflamasına ve sosyal sorunların artmasına yol açtığını belirtti.

Ayrıca, entelektüel gündemin bu konudaki rolüne değinen Prof. Dr. Al-Mikati, akademisyenler ve medya profesyonellerinin sorumluluğunun büyük olduğunu, aile kavramının doğru ve sağlıklı biçimde temsil edilmesi için ortak bir bilinç oluşturulması gerektiğini savundu. Medyanın etkisinin farkında olunması ve eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Al-Mikati, aile değerlerinin korunması için kültürel ve eğitimsel adımların atılması gerektiğini dile getirdi.

Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen oturumlarda ele alınan konu başlıkları:

1.Oturum: “Dijitalleşen Dünya ve Değerler” Moderatör: Ayşe Böhürler (AK Parti Kayseri Milletvekili)

  • Doç. Dr. Hulki Cevizoğlu: Dijital medyanın sosyolojik, psikolojik ve felsefi etkileri
  • Prof. Dr. Khadija Moufid (Fas): Medya içeriklerinin dramatik sunumları
  • Dr. Selma Özkan: LGBT propagandasına karşı bilimsel yaklaşımlar
  • Doç. Dr. Hatice Altunok: Kamu politikaları, medya ve aile
  • Şeref Malkoç: Medya ve aile ilişkisinin toplumsal boyut

2.Oturum: “Dijital Medya ve Ebeveynlik” Moderatör: Gazi Doğan

  • Prof. Dr. Hasan Hüseyin Taylan: Dijital bağımlılıkların önlenmesinde ailenin rolü
  • Prof. Dr. Fatma Arpacı & Doç. Dr. Ömer Faruk Cantekin: Sanal ilişkiler ve aile
  • Doç. Dr. Ayten Erol & YL Öğrencisi İlayda Kozik: Medyada kadın ve anne figürlerinin dini-ahlaki değerlerle ilişkisi

“Aile ve Medya: Dijital Çağda Küresel Perspektifler” Uluslararası Aile Sempozyumu’nun 2. Günü ASBÜ Ev Sahipliğinde Gerçekleştirildi

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) ev sahipliğinde 16 Mayıs 2025 tarihinde düzenlenen “Aile ve Medya: Dijital Çağda Küresel Perspektifler” Uluslararası Aile Sempozyumu, alanında uzman akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Dijitalleşmenin aile yapısı, mahremiyet, inanç sistemleri, medya tüketimi ve çocuk gelişimi üzerindeki etkilerinin disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alındığı sempozyumda, dijital çağda hızla dönüşen sosyal yapıların aile kurumuna yansımaları vurgulandı.

Dijital Kültürün Aile Kavramına Etkileri Netnografik Yöntemle Değerlendirildi

ASBÜ öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Faruk Çeçen’in sunduğu bildiride, Reddit platformu üzerinden yürütülen netnografik analiz çalışmasına yer verildi. Çalışmada, aile kavramına dair içeriklerin yaklaşık %98’inin olumsuz olduğu tespit edildi. Öne çıkan temalar arasında işlevsizlik, baskı mekanizmaları, yabancılaşma, şiddet ve ekonomik sömürü dikkat çekti. Anonimlik temelli mecraların kültürel etkilerine de değinilen sunumda, “caps” ve “meme” kültürünün birey-toplum ilişkilerinde değer karşıtı bir yapı oluşturduğu vurgulandı.

Dijitalleşmenin Aile Üzerindeki Psiko-Sosyal Etkileri Çok Yönlü Tartışıldı

Sosyolog Doç. Dr. Olgun Gündüz, dijitalleşmenin bireysel hazza dayalı tüketim kültürünü beslediğini ve sosyal bağların zayıfladığını belirtti. Ailenin toplumsal destek mekanizması olma işlevinin zayıfladığını ifade eden Gündüz, bireylerin dijital algoritmalar tarafından yönlendirildiğini ve bunun aile içi etkileşimleri olumsuz etkilediğini aktardı.

Doç. Dr. Ayşegül Doğrucan, dijital çağda aile rollerinin dönüşümüne odaklandı. Postmodern dönemde geleneksel rollerin çatışmaya başladığını, ebeveynlik tanımının değiştiğini ve kuşaklar arası anlam dünyasında boşluklar oluştuğunu dile getirdi.

Prof. Dr. Murat Boysan, Avrupa’da internet kullanımının çocuk ve ergenlerde depresyon, anksiyete ve kendine zarar verme gibi sorunlarla ilişkili olduğunu vurguladı.

Araştırma Görevlisi Dr. Elif Altundere, yapay zekâ teknolojilerinin aile yaşamına sunduğu kolaylıkları ve beraberinde getirdiği mahremiyet ve güvenlik risklerini analiz etti. Özellikle çocuklar açısından dijital bağımlılık riskine dikkat çekti.

Dijital Medyanın Aile İçi İletişim, İnanç ve Davranış Üzerindeki Etkileri Mercek Altına Alındı

Dr. Öğr. Üyesi Neslihan Tekin, çocukların ekran başında geçirdiği sürenin aile içi iletişimi ve çocuk gelişimini olumsuz etkilediğini vurguladı. Sınırsız medya kullanımının çocuklar arası ilişkileri de bozduğunu belirten Tekin, dijital ebeveynlik eğitimlerinin önemine dikkat çekti.

Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Bayraktar Barış, sosyal medyada yayılan dini içeriklerin çoğunun yüzeysel ve yanıltıcı olduğunu, gençlerin dini kimliğini bireysel temellerle şekillendirdiğini ve geleneksel inanç yapılarından uzaklaşmaya neden olduğunu ifade etti.

Dr. İlayda Özhavzalı, çocuklarda sosyal medya bağımlılığını nörososyolojik açıdan değerlendirerek, beyin gelişiminin tamamlanmaması nedeniyle bağımlılığın çocuklar üzerinde daha yıkıcı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Ailelerin bu süreçte rehberlik etmesi gerektiği vurgulandı.

Doktorant Atiye Seda İntepe, sosyal medyanın kadınların beden algısı ve estetik kararları üzerindeki psikolojik baskısını ele aldı. Kadınlara dayatılan güzellik algısının psikolojik baskı yarattığını, estetik müdahale oranlarındaki artışın bu kültürel baskının sonucu olduğunu belirtti.

Din Eğitimi ve Aile Değerleri Dijital Çağda Yeniden Tanımlanıyor

Prof. Dr. Muhammed Ali Yazıbaşı, “Dijital Çağda Din Eğitiminin Kolaylık ve Zorlukları” başlıklı sunumunda, dijital gelişmelerin doğru kullanıldığında din eğitimi açısından fayda sağlayabileceğini ifade etti.

Doç. Dr. Fatma Bayraktar Karahan, dijitalleşmenin din ve inanç sistemlerinde yol açtığı dönüşümleri ve yeni sorun alanlarını ele aldı. Dijitalleşmenin kültürel yapılar üzerinde yıkıcı etkiler yarattığına dikkat çekti.

Dr. Öğr. Üyesi Müzeyyen Özhavzalı, Youtube üzerinden yapılan aile paylaşımlarının Türk kadim aile değerleriyle uyuşmadığını, Youtube içeriklerinin geleneksel aile yapısı üzerinde aşındırıcı etkiler oluşturduğunu ifade etti.

Doktorant Fatıma Kurnia Açiköz, kadim aile değerlerinin korunmasına yönelik yaklaşımları ve sosyal medyanın eşcinsel evlilik algısı üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Çocukların Dijital Dünyada Korunmasına Yönelik Farkındalık Çağrısı Yapıldı

Prof. Dr. İştar Urhanoğlu, çocukların dijital mecralarda maruz kaldığı riskler üzerine yaptığı sunumda, internetin çocuk istismarı ve mahremiyet ihlalleri açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve ulusal mevzuata değinen Urhanoğlu, çocuk haklarının korunmasının anayasal bir sorumluluk olduğunu belirtti. Medyanın bu konuda farkındalık oluşturma açısından önemli bir işlev üstlenmesi gerektiği ifade edildi.

Dijital Mahremiyet ve Aile Rolleri Tartışıldı

Dr. Öğr. Üyesi Neslihan Tekin, dijital mahremiyet kavramını detaylı biçimde ele aldı. Mahremiyetin korunmaması hâlinde aile bireylerinin karşılaşabileceği psikolojik ve sosyal tehditlere değindi.

Dr. Kamilya Tolunoğlu, medya aracılığıyla aile içi rollerin dönüşümüne odaklandı. Aile bütünlüğünün medya tarafından tehdit altına alınabileceğini belirten Tolunoğlu, geleneksel rollerin medya temsilleri üzerinden yeniden yapılandırıldığını ifade etti.

Sempozyumda Yer Alan Oturumlar ve Konular

Sempozyumun ikinci günü ASBÜ ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplamda 40’tan fazla bildirinin sunulduğu oturumlarda, medya, hukuk, sosyoloji, psikoloji ve eğitim gibi farklı disiplinlerden uzmanlar dijital çağda ailedeki dönüşümü ve ortaya çıkan riskleri değerlendirdi. Yapay zeka ile değişen aile dinamikleri, sosyal medyada çocukların “unutulma hakkı”, dijital dünyada ebeveynlik, medya okuryazarlığı ve aile-medya ilişkisine dair pek çok konu kapsamlı biçimde ele alındı.

  • Birinci oturumda medyanın sosyolojik, psikolojik ve felsefi etkileri, LGBT propagandasından kamu politikalarına kadar ailenin nasıl etkilendiği tartışıldı.
  • İkinci oturumda dijital ebeveynlik kavramı, dijital bağımlılıklar, sanal ilişkiler, kadın ve anne figürünün medyada temsili ele alındı.
  • Üçüncü ve dördüncü oturumlarda aile bağlarının bireysellik karşısında zayıflaması ve dijital riskler değerlendirildi.
  • Beşinci ve altıncı oturumlarda gençlerin medya kullanımı, sosyal medya bağımlılığı ve dijital medya okuryazarlığı konuları işlendi.
  • Yedinci oturumda küreselleşme ve kimlik meseleleri, dijital çağda din eğitimi, aile değerleri ve sosyal medya algıları üzerine sunumlar yapıldı.
  • Sekizinci ve dokuzuncu oturumlarda medya ve kamu politikaları ile mahremiyet konuları ele alındı.
  • Onuncu oturumda göçmen ailelerden medya temsilciliğine kadar geniş bir yelpazede konular değerlendirildi.

Sempozyumda Sunulan Bildirilerin Konu Başlıkları

Hukuk ve Kamu Yönetimi Alanında:

  • Sosyal Medyada Büyüyen Çocukların Unutulma Hakkı
  • Çocuk Hakları İhlali ve İstismar Alanı Olarak Sosyal Medya
  • Paylaşılan Anne-Baba Eylemlerine Karşı Türk Medeni Kanunu Kapsamında Çocuğun Kişilik Hakkının Korunması
  • Kamu Politikası Çerçevesinde Aile, Medya ve Devlet

Psikoloji, Sosyoloji, Sağlık, Çocuk Gelişimi, Siber Güvenlik ve Sosyal Güvenlik Alanlarında:

  • Kadınların Estetik Müdahale Kararlarında Medyanın Rolü
  • Çocuklarda Sosyal Medya Bağımlılığının Nörososyolojik Açıdan İncelenmesi
  • Modern Bireyden Postmoderniteye: Aile Yapısının Dönüşümü
  • Dijital Çağda Aile Sistemi
  • Medyada LGBT Propagandasına Karşı Bilimsel Bir Yaklaşım
  • Dijital Çağ Çocuklarının Medya Tüketim Alışkanlıkları ve Aile İçi İletişim
  • Televizyon Dizileri ve Gündüz Kuşağı Programlarının Aile Üzerindeki Etkisi
  • Sosyolojik Açıdan Yapay Zeka ve Aile
  • Ebeveynlik ve Dijital Medya
  • Dijital Ebeveynlik Yetkinlikleri: Ebeveynlere Yönelik Teknoloji Rehberliği Modeli
  • Aile Mahremiyeti ve Veri Güvenliği: Dijital Platformlarda Aile Verilerinin Korunması

İslami Bilimler Alanında:

  • Dijitalleşen Din ve İnanç Esasları Bağlamında Ortaya Çıkan Yeni Sorun Alanları
  • Aile İçindeki Rolleri Değiştirmek İçin Medyanın Kullanılması
  • Sosyal Medyada Üretilen Dini İçeriklerin Gençlerin İnançları Üzerindeki Etkisi
  • Evanjelik Medyada Aile ve Yansımaları

Sempozyum Çözüm Odaklı Yaklaşımlarla Sonuçlandı

Çeşitli üniversitelerden akademisyenlerin katkı sunduğu Uluslararası Aile Sempozyumu, dijital çağda aile yapısının karşı karşıya olduğu sorunların çok boyutlu biçimde analiz edilmesine olanak sağladı. Sempozyum sonunda, aile değerlerinin korunması, çocukların dijital dünyada güvenliğinin sağlanması, medya okuryazarlığının artırılması gibi konularda çözüm önerilerinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.

Sempozyumda, dijital çağda aileyi korumaya yönelik çözüm önerileri, medya okuryazarlığı, dijitalleşmenin aile yapısı üzerindeki etkileri, sosyal medya bağımlılığı ve gençlerin medya kullanımı gibi güncel başlıklar disiplinler arası bir yaklaşımla ele alındı. Katılımcılar, aile kurumunun güçlendirilmesi ve dijital dünyanın getirdiği zorluklara karşı ortak akıl ve iş birliğiyle hareket edilmesinin önemine vurgu yaptı.

Tags:
Write a comment
Languages »