Oş’tan Şuşa’ya Sözün Evrensel Yolculuğu: Türk Dünyası Genç Şairler Festivali Azerbaycan’da Gerçekleşti
Azerbaycan’ın tarihi ve kültürel sembol şehri Şuşa, 16–18 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenen Vâkıf Şiir Günleri kapsamında muazzam bir edebi buluşmaya ev sahipliği yaptı. “Kelimelerin Hikâyesi” ana temasıyla gerçekleştirilen program dizisinde, Türk dünyasının edebi geleceğini şekillendirmek amacıyla düzenlenen “Sözün Sabahı – Türk Dünyası Genç Şairler Festivali” oturumu büyük bir coğrafi katılım ve coşkuyla tamamlandı. Ağdam Muğam Merkezi’nde düzenlenen oturuma; Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür Bakan Yardımcısı Ferid Caferov, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkan Yardımcısı Selim Babullaoğlu, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan ve Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Genel Başkanı Prof. Dr. Muhammet Enes Kala ile birlikte Türk dünyasının dört bir yanından gelen çok sayıda genç şair ve entelektüel katıldı.
Oturumda söz alan ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, konuşmasına Türkiye’den, manevi coğrafyamızın mihenk taşları olan Hacı Bayram-ı Veli ve Yunus Emre’nin diyarından Şuşa’ya gönül dolusu selamlar getirerek başladı. Türk dünyasının bu yıl ikincisi icra edilen genç şairler buluşmasının kardeşlik ikliminde, büyük bir samimiyetle sürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Arıcan, ilk adımı Kırgızistan’ın kadim şehri Oş’ta atılan bu meşalenin bugün Şuşa’ya taşınmasının tarihi bir süreklilik arz ettiğini belirtti. Bu stratejik hamlenin gelecekte uzun yıllar meyve verecek köklü bir geleneğe dönüşeceğine inandığını vurgulayan Rektörümüz Arıcan, Türk halklarının tarihini doğrudan bir “şiir tarihi” olarak nitelendirdi. Türk milletinin savaşlarını, zaferlerini, matemlerini, düğünlerini ve toylarını yani hayata dair her yapı taşını şiirle nakşettiğini söyleyen Arıcan, dünya üzerinde şiirle bu denli bütünleşmiş ikinci bir medeniyet tasavvurunun bulunmadığına dikkat çekti.
Molla Penah Vâkıf, Şehriyar, Bahtiyar Vahapzade, Ahmet Cevat ve Hüseyin Cavid gibi dehaların yanı sıra Kazakistan’dan Kırgızistan’a, Özbekistan’dan Türkmenistan’a kadar uzanan coğrafyadaki büyük ustaların mirasına değinen Prof. Dr. Arıcan, genç şairlerin misyonuna dair hayati uyarılarda bulundu. İngiliz kültür dünyasının Shakespeare’i her şeyin üstünde tutarak sürekli yeniden okuduğunu ve dünyaya anlattığını hatırlatan Arıcan, Türk dünyası gençliğinin de kendi köklerindeki bu ulu çınarları yeniden keşfetmesi, özümsemesi ve onların rehberliğinde küresel ölçekte yeni eserler üretmesi gerektiğini ifade etti.
Konuşmasında şiirin sınırları ve kıtaları aşan evrensel gücünü çarpıcı bir vizyonla örneklendiren Prof. Dr. Arıcan, yakın zamanda İngiltere ve İskoçya’ya gerçekleştirdiği seyahatindeki önemli bir hatırayı paylaştı. İskoçya’da Ian Dallas olarak da bilinen ünlü mutasavvıf Abdülkadir es-Sûfî’nin memleketini gezerken edindiği bir entelektüel aktarımı dile getiren Arıcan; dünyanın en etkili rock ve blues gitaristlerinden Eric Clapton’ın, yaşadığı büyük bir aşk acısı nedeniyle hayata küstüğü dönemde, kendisine Nizami Gencevî’nin ölümsüz eseri “Leyla ile Mecnun’un Hikâyesi” (The Story of Layla and Majnun) kitabının hediye edildiğini aktardı. Bu doğu klasiğinin Eric Clapton’ı derinden sarstığını ve sanatçının müzik tarihine damga vuran “Layla” şarkısını bu ilhamla besteleyerek yeniden hayata tutunduğunu belirtti. Gencevî’nin esintisinin bir batılı sanatçının ruh dünyasını nasıl şekillendirdiğine dikkat çeken Arıcan, genç şairlere seslenerek; yazılacak şiirlerin İngiltere’den Japonya’ya, Amerika’dan Çin’e kadar geniş bir coğrafyada insanların kendi ruhunu bulabileceği evrensel bir niteliğe ulaşması gerektiğini savundu.
Böylesine anlamlı ve yüksek düzeyli bir organizasyona ev sahipliği yaptığı için can Azerbaycan’a ve faaliyetleri kesintisiz sürdüren TÜRKSOY’a şükranlarını sunan Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Türk halklarının kardeşliğinin daim olmasını diledi. Şiirin, ortak kimliğimizin ve bir arada yaşama irademizin en güçlü meşalesi olarak kalacağını belirterek tüm hazirunu hürmet ve muhabbetle selamladı.
