Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan

ASBÜ Rektörü

TYB Şeref Başkanı

TÜRKSOY Yazarlar Birliği Başkan V.

Pursaklar Kent Konseyi Başkanı

Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan

ASBÜ Rektörü

TYB Şeref Başkanı

TÜRKSOY Yazarlar Birliği Başkan V.

Pursaklar Kent Konseyi Başkanı

Blog Post

16. Mantık Çalıştayı’nda ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Arıcan, Çalıştay Tebliğ Konuşması ile Dijital Çağın Zihinsel Krizlerine Işık Tuttu

22 Mayıs 2026 Faaliyetlerim
16. Mantık Çalıştayı’nda ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Arıcan, Çalıştay Tebliğ Konuşması ile Dijital Çağın Zihinsel Krizlerine Işık Tuttu

2012 yılından bu yana düzenli olarak gerçekleştirilen “Mantık Çalıştayı” programı kapsamında, 21 Mayıs 2026 tarihinde Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, çalıştay tebliğ konuşması olarak “Fârâbî’de Mantık Felsefesi ve Günümüz Açısından Değeri” başlıklı derinlikli bir sunum yaptı. Prof. Dr. Arıcan, kadim İslam felsefesinin temel taşlarından Fârâbî’nin mantık anlayışını; günümüzün yapay zekâ, sosyal medya ve “hakikat sonrası” (post-truth) çağının getirdiği zihinsel krizler bağlamında yeniden yorumladı.

“İslam Felsefesi Bir Mantık Medeniyetidir”

Konuşmasında felsefe ve mantık tarihi üzerine önemli saptamalarda bulunan Prof. Dr. Arıcan, Aristoteles’e dünya düşünce tarihinde “Muallim-i Evvel” (Birinci Öğretmen) unvanını kazandıran ana unsurun, onun Organon çatısı altında topladığı mantık çalışmaları olduğunu hatırlattı. Buradan hareketle Fârâbî’nin de “Muallim-i Sânî” (İkinci Öğretmen) olarak anılmasının arkasında yatan temel gücün mantık felsefesi olduğunu vurgulayan Arıcan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Şahsi kanaatim odur ki, İslam felsefesi dediğimiz muazzam yapı aslında bir mantık medeniyetidir. Fârâbî’nin felsefesi de bir medeniyet felsefesidir; ancak bu medeniyetin epistemolojik omurgasını mantık oluşturur. Fârâbî; İhsâü’l-Ulûm (İlimlerin Sayımı), Kitâbü’l-Hurûf, Kitâbü’l-Elfâz ve et-Tenbîh alâ Sebîli’s-Saâde gibi eserlerinde mantığı yalnızca teknik kıyas teorilerinden ibaret görmemiş; onu aklı tashih eden, düşünceyi disipline eden ve hakikati safsatadan ayıran evrensel bir kılavuz olarak konumlandırmıştır.”

“Mantık, Düşüncenin Nahvi ve Grameridir”

Prof. Dr. Ahmet Aslan’ın çevirisini yaptığı ve alanında bir klasik olan İhsâü’l-Ulûm metni üzerinden Fârâbî’nin özgün ilimler tasnifine değinen Rektörümüz Arıcan, bu tasnifte dil ilimlerinin hemen ardından mantığın gelmesinin tesadüf olmadığını belirtti. Fârâbî’nin yedi ya da sekiz dil bildiğine yönelik rivayetleri aktaran Arıcan, dil ile mantık arasındaki sarsılmaz ilişkiyi şu meşhur benzetmeyle açıkladı:

“Fârâbî, mantığı nahiv (dil bilgisi) ilmine benzetir. Dil için nahiv ne ise, tüm bilimler ve insan düşüncesi için mantık odur. Nahiv dili yanlış kullanmaktan korurken; mantık da aklı yanlış düşünmekten, zandan, taklitten ve önyargılardan korur. Mantık, bir bakıma zihnin grameridir. Bugün insanların çok konuştuğu, çok yazdığı fakat az düşündüğü sosyal medya çağında, hızlanan sözün sorumluluğunu kaybetmemesi için bu zihin gramerine her zamankinden daha fazla muhtacız.”

Yapay Zekâ Çağında “Hikmet” ve Safsata Eleştirisi

Günümüzün dijital gerçekliğine ve yapay zekâ teknolojilerine de değinen Arıcan, tıp bilimindeki yapay zekâ uygulamalarından çarpıcı bir örnek verdi:

“Bugün tıpta yapay zekâ sistemleri muazzam verileri işleyip hekime kusursuz bir asistanlık yapabiliyor, yolu bulabiliyor. Fakat o verileri kişiselleştirilmiş tarzda yorumlayacak, hastaya göre anlamlandıracak olan yine hekimin kendisidir. Yapay zekâ çağında makineler metin yazabilir, veri işleyebilir; yani ‘zekâ’ üretebilir ama tek başına ‘hikmet’ üretebilir mi? İşte veri ile anlam, bilgi ile hakikat, zekâ ile muhakeme arasındaki o hayati çizgiyi koruyan disiplin mantıktır.”

Günümüzde hitabetin burhan (kesin ispat) sanıldığını, sloganların delil yerine geçtiğini ve safsatanın hakikat kılığına büründüğünü ifade eden Arıcan; Fârâbî’nin burhan, cedel, hitabet, şiir ve safsata ayrımının modern bilgi kirliliğiyle (dezenformasyon) mücadelede en stratejik metodolojik rehber olduğunu kaydetti.

“Üniversitelerimizde Mantık Eğitimine Yeniden Güçlü Biçimde Yönelmeliyiz”

Fârâbî’nin el-Medînetü’l-Fâzıla eserindeki erdemli toplum idealinin ancak doğru düşünebilen, delile değer veren ve safsataya teslim olmayan bireylerle kurulabileceğini söyleyen Arıcan, mantığın sadece felsefe bölümlerinin tekelinde kalmaması gerektiğinin altını çizdi. Hukuk, ilahiyat, sosyoloji, tıp, mühendislik ve iletişim bilimlerinin tamamının mantığa muhtaç olduğunu belirterek üniversitelere güçlü bir eğitim çağrısında bulundu.

Modern insanın en büyük ihtiyacının “düşünsel tevazu” olduğunu belirterek konuşmasını tamamlayan Arıcan, 16. Mantık Çalıştayı’nın düzenlenmesinde emeği geçen tüm akademisyenlere, araştırmacılara ve ev sahibi Kafkas Üniversitesine teşekkür ederek programın bilim dünyasına hayırlı katkılar sunmasını temenni etti.

Tags:
Write a comment
Languages »